Zeynel Güven Photography

.
                                                                             

                                                                         

                                                

                                                                                              

                                                                     SİYAH BEYAZ İÇİN BİR ALTYAZI  "duvarın dibinde resmim aldılar, ak kağıt üstünde tanıyın beni."
  yaşar kemal’in kitabına en yakışan alıntıdır da gelip ince memed’in girişinde yer almıştır . çocukluğumdan bana siyah beyazlarla kalan bu satırları hiç bir zaman unutmadım. ne zaman bir siyah beyaz fotoğrafta donup kalsam yeniden hatırlarım. gariptir, zaman zaman sahaflarda gördüğüm o eski siyah beyaz fotoğraflarda özen gösterilmemiş, incelikle yazılmamış satırlara hiç mi hiç rastlamadım. farkında olmadığım seçimlerimden mi, onların benim önüme düşüşlerindeki şaşırtıcı seçilmişliklerinden mi bilemiyorum.
bir diğer kitaptan; murathan mungan’ın “paranın cinleri”nden bende kalanlar ise başkadır, içtendir, dokunandır.
cavidan hanım’ın beyzi portresinin ardından yazılandır: “... kimsenin hayatının kimseyle bitmediği zamanlara.” açılan sayfadır. 
  
adana’dayım. silinmemiş gökyüzünün altında bir akşamüstündeyim... dünyanın halen kullanımdaki en eski köprüsünde, taşköprü'deyim. ta ötelerde, seyhan nehri üzerinde sabancı cami’nin yansıyan görüntüsü... seyhan’ın dingin, durgun zamanları... bir kenara iliştirilmiş şemsiyesi, üç beş kuruşluk ekmek teknesi ya da öteberisiyle elinde cigarası bir adam bir yerlere bakıyor. bir yerlerde bir satıcı türkü çığırıyor.
deklanşöre basıyorum. 
  
taksim’deyim. yüzü benden yana, elleri arkasında, tespihi parmaklarında, bakışları dağ başlarından kalma bir dikkatle galata taraflarında. dün mü geldi, eskiden mi buralı? yüzünün bir yanı taşralı, belki bizim oralı... demiyor,
deklanşöre basıyorum. 
  
halep’teyim. çöl rüzgarından nasibini almış yakıcı ilahiler içindeyim. zekeriya cami’nin önünde sıralanmışlar, cigara yakmışlar “yumma gözün kör gibi.”olmuşlar. önlerinde diz çöküyor,
deklanşöre basıyorum.
  
  
ankara'dayım. yetmişyedinci direniş gününün sonundayım.
çocuklar, kadınlar, adamlar, allahaısmarladıklar, giysiler, bavullar, kapkacaklar, yıkılmış çadırlar arasındayım.
hiç hesapta yokken, gözlerimden yağmur bulutları geçerken, biz direnişi çok sevmiştik diyor,  
deklanşöre basıyorum.
  
istanbul’da, bursa’da, halep’te, edirne'de, venedik’te, mersinde, mardin’de, muğla’da, ankara’da, şanlıurfa’da, kars'ta, harran’da...
bütün bir coğrafyada...
aslolan insandır diyor,
deklanşöre basıyorum.
  
doğum yeri eskişehir. istanbul'da turizm-otelcilik oğrenimi gördu, bitiminde yurt dışına gitti ve hayatindaki fotoğgraf dönemi de başlamış oldu. son ortak callışması "çomakdağ'da geçen zamana tanık olmak" 2008 ekim'inde ankara'da gösterime girdi. bir baska kişisel çalışmayı, "insanlık hali"ni siyah beyaz olarak gerçekleştirdi ve 2009 ekiminde ankara'da sergiledi. yine bir siyah beyaz çalışmayı; "bir direnişin portresi"ni ise yetmişsekizinci direniş gününün sonunda tekel tütün işçileriyle ocak 2010'da ankara'da sona erdirdi.